/

Orhan Dervişoğlu ile Enerji Sektörünün Geleceği ve Dönüşen Teknolojiler

EFG Elektrik CFO’su Orhan Dervişoğlu, Türkiye ekonomisine, enerji sektörünün dönüşümüne, EFG’nin global vizyonuna ve Ar-Ge yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “Biz artık bir dünya markası olmayı hedefliyoruz” diyen Dervişoğlu, şirketin stratejik yönünü ve finansal duruşunu detaylı şekilde anlattı.

Orhan Dervişoğlu, kendisini tanıtırken 1970 Şanlıurfa Siverek doğumlu olduğunu, meslek hayatına 1997’de Pamukbank’ta başladığını ve 2024’ün sonuna kadar Halkbank’ta şube yöneticisi olarak görev yaptığını anlattı. 2024 sonunda emekli olduktan sonra kariyerinde yeni bir sayfa açtığını belirterek, “Mayıs ayının başından itibaren EFG’de CFO olarak görev yapıyorum” dedi. Finans dünyasında uzun yıllar edindiği birikimi artık EFG’nin büyüme stratejisine ve uluslararası vizyonuna aktardığını ifade eden Dervişoğlu, iki üniversite öğrencisi oğlu ve ailesiyle birlikte yeni bir kariyer dönemine başladığını belirtti.

“2025 YILI BÜTÜN DÜNYA İÇİN SANCILI BİRAZ BAŞLADI”

2025’in hem Türkiye hem de dünya için zor başladığını belirten Dervişoğlu, özellikle ABD’deki başkanlık değişiminin ardından uygulanan yeni tarifelerin küresel ölçekte arz şoku yarattığını söyledi. Bu şokun tüm ülkeler gibi Türkiye’yi de doğrudan etkilediğini belirterek, “2024’ten devreden finansman maliyetleri ve ücret artışları tüm sanayi sektöründe ciddi baskı oluşturdu” diye konuştu. EFG’nin iş yapısının enerji dağıtım şirketlerinin yatırım takvimine bağlı olduğunu hatırlatan Dervişoğlu, yılın ilk çeyreklerinde sektörün doğal olarak daha yavaş ilerlediğini ifade etti. Ancak 2025’in ilk çeyreğinde pazarın olağanüstü yıkıcı bir rekabet ortamına girdiğini aktardı ve “Pazar payımızı kaybetmeden ama kendimizi de yıpratmadan süreci yönettik. İkinci çeyrekte ise ciro ve kârlılık rakamlarımız çok güçlü toparlandı” dedi.

“BİZ FİNANSMAN GİDERLERİNİ NEREDEYSE SIFIR SEVİYESİNDE KAPATTIK”

Türkiye’de finansman maliyetlerinin sanayi şirketleri için en büyük zorluklardan biri olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “ISO 500’deki firmaların faaliyet gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasının finansman giderine gittiğini görüyoruz” dedi. Buna karşın EFG’nin finansal disiplin sayesinde 2024 yılını yok denecek düzeyde finansman gideriyle kapattığını belirtti. Ek olarak, son dönemde sıkça konuşulan “yeşil finansman” kavramına değinerek, Avrupa kaynaklı bu finansmanların 10 yıl önce daha ulaşılabilir olduğunu, ancak günümüzde faiz maliyetlerinin çok yükseldiğini söyledi. “Şu an erişim sorunumuz yok ama maliyetler çok yüksek. Uygun maliyetli krediler çıkarsa mutlaka değerlendiririz” ifadelerini kullandı.

“SANAYİ TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ KASLARINDANDIR”

Türkiye’nin sanayi gücünün stratejik önemine dikkat çeken Dervişoğlu, Zeynep Bodur Okyay’ın “Sanayi Türkiye’nin en güçlü kasıdır” sözünü hatırlatarak bunun altını özellikle çizdi. Dünyada sanayinin toplam üretimdeki payı düşüyor gibi görünse de miktar olarak korunması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Sanayideki kapasitemizi kaybetmememiz lazım, selektif ve yüksek katma değerli sektörleri desteklememiz gerekiyor” dedi. Bu yaklaşımın meyvelerinin alındığını belirterek, yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracattaki payının 2000’lerin başındaki yüzde 1 seviyesinden yüzde 4,5’e yükselmiş olmasını örnek gösterdi. İsrail basınında Türkiye’nin sanayi direncini öven analizlere de değinerek, “Türkiye çok güçlü, çok büyük bir ülke. Ciddi bir sanayi geçmişi ve kapasitesi var. Bunu mutlaka korumamız lazım” diye konuştu.

“ARTIK BİR DÜNYA MARKASI OLMAYI HEDEFLİYORUZ”

EFG’nin uluslararası pazardaki pozisyonuna ilişkin değerlendirme yapan Dervişoğlu, şirketin son on yıldır yurt dışı pazarda güçlü bir oyuncu olduğunu, iç pazardaki payını da sürekli koruduğunu belirtti. “Ancak artık sadece ihracat yapan bir firma değil, dünya markası olmayı hedefleyen bir firma olmak istiyoruz” dedi. Bu doğrultuda pazarlama yapılanmasının yeniden düzenlendiğini, yurt dışı fuarlara çok daha güçlü bir katılım sağlandığını anlattı. Ürettikleri tüm ürünlerin Rus Airlines Elektrik Komisyonu standartlarına uygun olduğunu ve bu nedenle dünyadaki hemen her pazarda kullanılabilir nitelikte olduğuna dikkat çekti. Hedeflerini net şekilde ortaya koyarak, “İhracatın toplam satışlar içerisindeki payını 1–5 yıl içinde yüzde 15’e, 5–10 yıl içinde yüzde 30’a çıkarmayı planlıyoruz” dedi.

“YENİ ÇAĞ ELEKTRİK ÇAĞI OLARAK TANIMLANIYOR”

Enerji dönüşümünü yorumlayan Dervişoğlu, Uluslararası Enerji Ajansı’nın elektrik çağı tanımını çok yerinde bulduğunu ifade etti. Son yıllarda elektrik talebindeki artışın nedenlerini detaylandırarak, “Eskiden evde bir ampul, bir buzdolabı vardı. Bugün sosyal medya, veri merkezleri, elektrikli cihazlar, doğal afetler derken talep katlanarak artıyor” dedi. Dünya genelinde her yıl “bir Japonya kadar elektrik tüketimi” eklendiğini söyleyerek bunun devasa bir büyüklük olduğunu anlattı. Türkiye’de hane başı tüketimin 300 kWh seviyelerinden 3500–4000 kWh seviyelerine çıktığını, gelişmiş ülkelerde bunun 6000 kWh civarında olduğunu belirtti. Artan talebin mevcut altyapıyı zorladığını ifade eden Dervişoğlu, “Elektriğin üretimi ve dağıtımında yer almıyoruz ama üretildikten sonraki her aşamada bizim ürünlerimize ihtiyaç var” dedi.

“ELEKTRİK ÜRETİLDİKTEN SONRAKİ HER AŞAMADA BİZ VARIZ”

Elektriğin doğrudan kullanılamayan bir ürün olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Elektrik dünyada üretildiği gibi kullanılmayan tek üründür. Onu tüketiciye ulaştırılabilir hale getirmek için dönüştürmek gerekir ve bu dönüşümde bizim ürünlerimiz kritik rol oynar” dedi. Türkiye’nin deprem gerçeği nedeniyle ciddi bir kentsel dönüşüm ihtiyacı olduğunu, bunun da elektrik altyapısına olan talebi artıracağını belirtti. “Hem konut yenileme ihtiyacı hem nüfus artışı hem ekonomik büyüme elektrik talebini artırıyor ve bu talep EFG’nin ürettiği ürünlere doğrudan yansıyor” diye konuştu.

“GELİŞMENİZ İÇİN AR-GE’DEN BAŞKA BİR ÇIKIŞ YOLUNUZ YOK”

Ar-Ge yatırımlarını değerlendirirken, “Ar-Ge’nin gerçek açılımı araştırma ve deneysel geliştirmedir” diyen Dervişoğlu, EFG’nin bu yıl resmi olarak Ar-Ge Merkezi unvanı aldığını ve bunun Türkiye’de en hızlı alınan Ar-Ge merkezi lisanslarından biri olduğunu söyledi. “Zaten Ar-Ge yapıyorduk, sadece bunun devlet nezdindeki tanımlamasını tamamladık” diye konuştu.

Ar-Ge kadrosunda 23 personel bulunduğunu belirten Dervişoğlu, “Yedi ürünümüz üretime geçti, sekiz ürünümüz sırada. Onları da 2026’nın ilk çeyreğinde devreye alacağız” dedi. Ar-Ge yatırımlarının sadece ürün çeşitliliği değil, markalaşma ve global rekabet için de zorunlu olduğunun altını çizerek, “Gelişmeniz için Ar-Ge’den başka çıkış yolunuz yok” ifadelerini kullandı.

“BİR ÇEKİM MERKEZİ HALİNE GELDİK”

Diyarbakır’daki konumlanmayı anlatan Dervişoğlu, EFG’nin hem üretim hem Ar-Ge tarafında bölge için önemli bir çekim merkezi haline geldiğini söyledi. Harran Üniversitesi ile yürütülen akademik iş birliğinin hem teorik hem teknik anlamda büyük katkı sağladığını ifade etti. İlk altı ayda yaklaşık 100 milyon TL yatırım yaptıklarını, Ar-Ge tarafına da 14 milyon TL kaynak aktardıklarını belirterek, “Aynı yerde kalırsanız geri gidiyorsunuz demektir. Sürekli yatırım yapmak zorundasınız” dedi. Üretim ve yönetim süreçlerinde yapay zekâ ve yeni teknolojileri aktif kullandıklarını da ekledi.

“TÜKETTİĞİMİZ ELEKTRİĞİN TÜMÜNÜ ÇATIMIZDAKİ GES’LE KARŞILIYORUZ”

Sürdürülebilirlik konusunda da kararlı bir duruş sergilediklerini belirten Dervişoğlu, fabrikanın enerji tüketimini tamamen kendi çatı GES’lerinden karşıladıklarını söyledi. “Fazla üretimi de şebekeye veriyoruz. Elektriği kendimiz üretmemize rağmen sensörlü aydınlatmalar, su tasarrufu sağlayan teknolojiler gibi pek çok uygulamayla sürdürülebilirliği destekliyoruz” dedi. Ulaşım tarafında ise şirket araçlarının yüzde 95’inin elektrikli olduğunu, üç farklı şarj istasyonunun bulunduğunu ve bunun hem çevresel hem ekonomik fayda sağladığını aktardı.